Bir hazan oldu... geri geldim. Deli taydım yaz bahar döndü güze de yeşil çaırlardan sonbahar kızılına kahverengisine vuruldum da geldim.Ben geldim tekrar kendime.Ya da ben tekrar geçtim; kendimden . Hangisi doğrudur bilinmez amma...koca bir yaz geçti... önümde ise kocaman yaprak yaprak hüzün...zemheri...
Eylül sevgilim eylül,hüznüm eylül de yarılandı.On beşgün geldi de geçti bile eylül'den...Hazan mevsimim hazara döner mi bilmem. İlk Eylül yağmurları yağmaya başladı. Bende gizliden gizliye o deli ,o haşin ,o yalnız ,ürkek,kırık, biçare tarafım çağıldamakta.. .Yağmur yağdı Acıpayam'a....beraberinde bir güzel toprak kokusu, bir güzel ayın şavkı, bir eski ,kapkara zifir yalnızlık, kör kuyularımda tek başınalık...
" şimdi bana hangi dağın yeli...
hangi uçurumun uğultusu
hangi suların yıldız şavkları..."

DELİ TAY
sesinden ışık bakışlarından
zifiri karalık sızan deli tay
şimdi sana hangi dağın yeli
hangi uçurumun uğultusu
hangi suların yıldız şavkları
kıyı kıyı git de düşme bir çölün
serabına diyen babanın yüzü
gümüş eğerini fırlatıp attığın
vadiye benziyor öylesine sisli
öylesine ıssız ve heder edilmiş
toynakların çakmak taşı kav ve
kıvılcım. soluğunsa hareleniyor
yamacın karlı soğuğunda bezirgan
bakışlı bu göç yolu hiç bitmiyor,
bitmeyecek belli ki
trabzon varna ürdün
lübnan ve dünyanın bütün
sefillikleri şimdi bu
ayışığının altında nasıl
uyuyabilir şaşıyorsun
aklına albruz geceleri geliyor
terkinde kaçırdığın kızlar,
sahtiyan çizmeli silahşörler
düşüyor aklına emceklerine süt
yürümüş gelinleri obanın
güngörmüşlerini at hırsızlarını
telef olan çocukları düşünüyorsun
güneye, çöle dönme yüzünü
demişti ya baban: süvarin
duymadı at öğüdünü deli tay
dundandır kızların cariye
silahşörlerin emirkulu oluşu
bundandır tarih denilen sarsağın
sana ayırdığı sayfalar ki eksik
yanlış ve alfabesi unutulmuştur
heba edilen bir rüyanın sabahında
anlatma bunları bana deli tay
ezberimdedir büyük babamın çölde
kayboluşu, nineminse çıldırması
padişah hareminde anlatırlar ki
muhacir olanın hicrandır ömrünün
yarısı
alnı akıtmalı atlar geliyor
gözümün önüne ve bir de
camiden uzak duran ozanın
kafkas'dan getirdiği tha'ya
eyvallah demeyişi bir daha
gümüşün beyazı nehre, ayın
gölgesi düşmüşse eğer kadere şair
bir tetik boşluğundadır ve söz kar
etmez olur çerkes'e atlar da
yılkıdadır çünkü, yürek de
sesinden ışık bakışlarından zifiri
karanlık sızan deli tay şimdi
sana hangi dağın yeli hangi
uçurumun uğultusu hangi suların yıldız şavkları
Ahmet Telli